Ortognatik Cerrahi | Prof. Dr. Halil İbrahim Canter

Ortognatik Cerrahi

Yüzdeki iskelet çatıyı düzeltmeye yönelik yapılan ameliyatlardan olan ortognatik cerrahi ameliyatları temelde alt-üst dişler arasındaki kapanma (ısırma) problemlerini düzeltmek (oklüzyonu düzeltmek) , yüzün yüksekliğini (vertikal boyutunu) ve belirginliğini (projeksiyonunu) ayarlamak, çene ucunu konumlandırmak için yapılan ameliyatlardır. Bu sebepler dışında uyku bozukluklarında (sleep apnea syndrome) hava yolunu açmak, çene eklemi sorunlarında (TMJ disorders), ve büyüme-gelişme bozukluklarının giderilmesi için de ortognatik cerrahi girişimler yapılabilir.

 

Ortognatik problemler mutlaka ekip  çalışması ile çözümlenmesi gereken problemlerdir. Plastik Cerrah ve Ortodontistin hastayı beraber değerlendirmesi, tedavinin en başından izlenecek yola karar verilmesi gerekir. Ortognatik cerrahi öncesi uygulanması gereken ortodontik tedavi ile sadece ortodontik tedavi planlanan hastalarda taban tabana zıt uygulamalar yapmak gerekir. Üst ve alt dişler arasında kapanma sorunu olan hastalarda vücut bu sorunu düzeltmeye çalışarak dişlere eğim verir. Sadece ortodontik tedavi uygulanacak hastalarda bu eğim arttırılmaya çalışılarak sorun belirli bir yere kadar düzeltilmeye çalışılabilir. Ancak üst ve alt dişler arasındaki fark, dişlerin eğimi arttırılarak düzeltilemeyecek (kamufle edilemeyecek) kadar fazla ise bu durumda hastayı ortognatik cerrahiye hazırlayacak şekilde ortodontik tedavi planlamak gerekir. Tedavi sürecinde vücudun sorunu gidermek için eğim verdiği dişler üzerine ters yönde kuvvet uygulanarak diş açılarının olması gereken derecelere getirilmesi, bu sayede kemiklerdeki sorunun tam anlamıyla ortaya çıkartılması gerekir. Böylece kemiklere yönelik yapılacak cerrahi işlem ile iskeletsel anormali tam olarak düzeltilmesi amaçlanır.

 

Ortodontik tedavi zaman alan bir süreç olduğundan ve tedavinin başında ulaşılması gereken hedeflerin belirlenmesi gerektiğinden takımın birbiri ile uyumlu çalışan kişilerden oluşması hasta yararınadır. Ortodontik tedavi sürecinde hastanın dişlerine braketler (kancalar) yapıştırılır ve teller-elastikler (lastik halkalar) uygulanarak diş dizilimi, diş açıları ve aralıkları düzenlenir. Dişler istenilen konuma getirildikten sonra yapılan detaylı ölçümler ile alt ve üst işlere hangi yöne ve ne kadar hareket yaptırılacağı belirlenir ve bu hareketlerin cerrahi sırasında yaptırılması için gerekli olan ısırma plakları (splintler) hazırlanır.

 

Ameliyat her zaman Plastik Cerrahın alışık olduğu anestezi ekibi tarafından verilen genel anestezi altında yapılması gerekir. Ameliyat sırasında ve sonrasında bu hastaların hayati bulgularının ve hava yolunun yakın takip edilmesi esastır. Bu hastaların ameliyat esnasında diş ilişkileri ayarlanacağı için ağızdan entübe edilmeleri (tüp konulması) mümkün değildir. Bu sebeple burundan nefes borusuna uzanan bir tüp ile havalandırılmaları (nazal entübasyonları) gereklidir. Özellikle alt ve üst çenenin birbiri ile ilişkilendirileceği ameliyatlarda ameliyatın sonunda çene tespiti yapılarak alt ve üst çene elastikler ile birbirine (intermaksiller fiksasyon) tespit edilir. Bu durumda hastanın hava yolunun sağlanması tecrübeli bir anestezi ekibinin sorumluluğundadır.

 

Ortognatik cerrahi ameliyatları genel olarak ağız mukozasında yapılan kesiler ile (dışarıdan görülmeyen kesiler ile) yapılır. Kemiklerin kesilmesi işlemine osteotomi denilir. Üst çene için yapılan osteotomiye Lefort I osteotomi, alt çeneye yönelik yapılan osteotomiye bilateral sagital split osteotomi (BSSO) adı verilir. Çene ucunun pozisyonunun ayarlanmasına yönelik yapılan ameliyata genioplasti denilir. Ortognatik cerrahide yapılan ameliyatların çok önemli bir kısmını bu üç işlen oluşturmaktadır. Ancak genellikle doğumsal anormallere bağlı ileri derecede deformitesi olan hastalarda uygulanan nadir işlemler de mevcuttur.  Bunlar orta yüzün (burun çevresinin) üst dişler ile beraber şekillendirildiği LeFort II osteotomi, yüzün tamamını kafa tasından ayrılarak şekillendirildiği LeFort III osteotomi ve yüzün alın dahil edilerek şekillendirildiği Monoblok osteotomidir. Ayrıca yeterli kemik olmadığı veya kemiklerin çok fazla birbirlerinden ayrılması gereken durumlarda kemik kaynamama riskini azaltmak için kemiklerin kesilerek günlük yavaş yavaş ilerletildiği işlemler (distraksiyon osteogenezi) de vardır. Bu işlemler ancak kemiklerin kontrollü ilerletilmesine imkan tanıyan distraktör denilen aletlerin kullanımı ile mümkün olabilmektedir.

 

İşlem sonrası ağız içerisindeki kesiler iyileşinceye kadar ve/veya alt-üst çene tespitleri açılıncaya kadar hastaların önce sadece sıvı sonrasında blenderize edilmiş yumuşak diyet ile beslenmesi gerekir. Basit girişimlerde iyileşme haftalar içerisinde tamamlanırken işlem komplike hale geldikçe aylar gerektiren nekahat (iyileşme) süreci gerekebilir.

 

Genellikle kemik tespitleri yapılan hastalarda ağrı en önemli şikayet olmayıp ağız ve/veya yüz bölgesindeki ödem (şişlik) ve morluklar daha önemli sorun olmaktadır. Genel oalrak bu sorunlar da birkaç haftada tedaviye gerek kalmadan kendiliğinden düzelmektedir. Özellikle alt çeneye yönelik yapılan BSSO ve Genioplasti işlemleri sonrası alt dudakların etkilendiği his kayıpları olabilir. Hastaların çok önemli bir kesiminde ameliyat sonrası 3-6 aylık dönemde bu şikayet de kendiliğinden geçse de hastalar ameliyata alınmadan önce kendilerine alt dudaklardaki his kaybının olur ise ömür boyu sürme riskinin de olduğu bilgisi verilmelidir.

 

Alt üst çene tespitleri 2-6 hafta kadar sürdükten sonra hastaların ortodontik takiplerinin 3-6 ay kadar daha devam etmesi gerekebilir.